19 Ekim 2013 Cumartesi

bebek yeleği


Paylaşmasam olmazdı. Dikeceğim kapitoneli bebek ceketine hazırlık olarak aynı kalıpla diktiğim yeleği çok sevdim. Ben bebek giysileri dikmeyi çok seviyorum galiba...


 Model Burda Eylül 2013 sayısı 142 ve 143.


Üst kısım pamuklu, astar flanel kumaş (bebe pazen). Çift taraflı kullanılabilir.


Yalnız Burda dergisinin Türkiye temsilcisi ya da her neyse, çevirilere biraz dikkat etmeli bence. Tamam bazı açıklamalar yetersiz, kabulleniyor insan, ama kapitoneli ceket açıklamasında dokuma tela olarak çevirdiği Volumenvlies Vlieseline bildiğimiz dokuma tela olmuyor. Bir çeşit sıkıştırılmış elyaf sanırım, tek tarafı yapışkanlı. Benzer bir malzeme ben de kullanıyorum. Çanta dikerken çok aramıştım. Türkiye'ye bu ürünleri getireni, satanı bulamadım. Dokuma tela kullanmayın sakın. Keyifli dikişler....

18 Ekim 2013 Cuma

minik elbise üçlüsü


Bayramda da dikiş diken bir ben varım herhalde. Bayramı evde geçirdik, kendi seçimimiz. Minik minik elbiseler dikmek keyifliydi. Burda Temmuz 2012 sayısındaki 145 numaralı model, 80 beden (12-18 ay) 


İlk denememde, dergideki kumaş önerisine göre pike kumaşa en çok benzeyen kumaşı kullandım. Sert ve kalın geldi, yıkadıktan sonra iyice toplanmıştı. Yaka ve kol kenarlarına geçirilen çift kat verev biyeler, kalın kumaşa uygun olmadı. El kadar elbisede yer yer 7-8 kat kumaş birikintisi iyi durmuyor. 


Daha ince ve önceden de kullandığım bir kumaş ile, bu kez ön ve arkayı yer değiştirerek (model 146'nın kol kalıbı ile) denedim. Kol boyu çok uzun ve kola takılan tasmanın (dergi böyle diyor) uzunluğu verilmemiş. Düzeltme yapılacak. 


Yakada, özellikle yuvarlak kenarlarda, dikiş paylarını derecelendirerek kesmenin, çıt makası ile v şeklinde kesim yapmaktan daha iyi bir yöntem olduğunu gördüm. Yani içte kalan dikiş paylarını farklı boylarda kesince kabarıklık olmuyor, telalı katın payını neredeyse 2-3 mm bıraktım. PC ile ilgili teknik sorunlarım devam ediyor. Tüm programlarım silindi ve şimdilik yükleme şansım yok. Fotoğraf yüklemek için bile cambazlık yapıyorum. 


Son elbisede kalıbı küçülterek kullandım, kollarına lastik geçirdim, yaka yapmadım ve verev biyeyi açıkta bıraktım. 
Bu da bir önceki postta söz ettiğim, kendim için diktiğim kazak. Kol bantlarının genişliğini overlok makinemin izin verdiği ölçüde azaltacağım. Keyifle kalın.

14 Ekim 2013 Pazartesi

triko zamanı


Kumaşçılarda triko kumaşlara musallat oldum bu kez, bu hiç iyi olmadı, çünkü triko kumaş  fazlaca yer işgal ediyor. Ne tarafa çekersen o yana uzayan trikoyu (ki 2 metreye yakındı) sonunda yere sererek biçtim, hep hayal ettiğim gibi, kalıpsız, giysi üzerinden. Sanki çoğu çöpe gitmeyecekmiş gibi cimri cimri hem de... Tam bir hafta uğraşarak bir şeye benzettim, çamaşır sepetinde yıkanmayı bekliyor. Fotoğrafı yok. 


Kalan minik bir parçayı, yine tamamen uydurma şekilde kafadan minik bir kazak gibi kestim. Düz makine dikişi ve overlok ile buraya kadar mükemmel oldu.  


Altına tüll-kumaş karışımı etek düşündüm ve burada diktiğim modeli kumaşın üzerine bir kat tül yerleştirip diktim. 


 Trikonun yaka, etek ve kol ağızları çift dikişle yamulunca, yeni başladığım örgüme sarıldım. 


  Şık Düğme'de ihraç fazlası saf yün (%100) 50 gramlık yumaklar 2 TL. Tabii ki renk seçeneği fazla değil. 


Üzerinde yazılı markanın web sitesine baktığımda, (soufle) renkler çok çeşitli. Fiyat bilgisini merak ettim, burası bir fikir verebilir. 


Örgüsü zevkli ve kalın (7-8 numara) şişle örüldüğü için kolay biten cinsten. Mutlu bayramlar.

6 Ekim 2013 Pazar

kalıpsız elbise


Havalar birden soğuyup karakış yüzünü gösterince, sıcak tutacak bir şeyler dikmek gerekti. Sanırım ilk defa kendime kalıpsız bir elbise diktim. Kalıpsız dediğime bakmayın, öyle elbiseyi kumaşın üstüne koy, aynından kes falan değil, oturup başka bir elbiseden ince ince kalıp çıkardım.


Güneşte açık renk görünüyor, antrasit oysa, hatta siyah. Ne olur ne olmaz diye dikiş paylarını çok bıraktığım için tüm hatları çizmem gerekiyordu. Normalde hiç çizmeden dikiş payını her zaman 1 cm bırakır ve o paydan dikerim. Bol teyel, işaret falan uğraşamam. Çizgileri eş parçaya aktarmak için (bol teyel yerine) yüz yüze yerleştirip elimle vurarak kopyaladım. Kaygan olmayan kumaşlarda iyi sonuç veriyor. 


Kol dikişinde dikiş payını fazla tutmak hatalı dikmeme neden olduğundan payı kestim. Yine de çizgiyi aktarmak için aynı pıtpıtlama yöntemini kullandım. 


Dikiş payını tam aşağıdaki gibi dikebilecek şekilde ayarlıyorum her zaman, o da yaklaşık 1 cm gibi oluyor. Makinenin ayağını ölçü alıp, tam ayağın kenarından devam edecek şekilde dikiyorum. 


Kol ve etek baskısı çift iğne ile yapıldı. Kolun kısa olması kumaşın yetmemesinden, neden az kumaş aldığımı bilmiyorum. Elbisenin boyu da biraz kısa tabi.


Yakayı çift kat diktim, önce yaka açıklığı ölçüsünde kestiğim düz kumaşı birbirine ekledim. Sonra tek kenarını yaka açıklığına birleştirdim. Diğer açık kenarı ise içe zikzik dikişle içe bastırdım. Bu kadar 

5 Ekim 2013 Cumartesi

elbise, bluz ve teşekkür


Blog okuyucularıma ve özellikle yılmadan yorulmadan yorum bırakan sevgili blogger-lara kucak dolusu teşekkürü borç bilirim. Uzun aralarla yazı yazmanın yanı sıra, uzun zamandır yorumlara cevap veremeyişimin kendimi haklı gösterebilecek nedenlerini sayıp dökmeyeceğim. Teknik, sıhhi, psikolojik, etkenlerin tamamen olumlu olduğu durumlarda zamanımın olmaması, her şeyin uygun olduğu zamanlarda istek koşulunun yeterli olmaması v.s. Sonra da "hadi" deyip başladığımda ise, artık yorumların hepsine cevap veremeyecek kadar ipin ucunun kaçması.  

107 0912 B

Yukarıdaki elbise evin genç kızına günlük giyilebilsin diye dikildi, parlak kumaşı nedeniyle gece kıyafeti sanıldı. Eylül-2012 Burda dergisindeki yukarıda fotoğrafı olan model. Deri cepler tercih edilmedi, kol ve etek baskıları yapılmayı bekliyor. Elbiseyi dikmek isteyenler, dergideki açıklamaları izlemeli, genelde en önce yapılan omuz dikişi, bu modelde kol takıldıktan sonra yapılıyor. Kolun üst kısmındaki pens ile birlikte omuz dikiliyor. Benim gibi dikip sökmeyin. 


Bu da burada kızıma diktiğim bluzun kendime ait olan versiyonu. İşe giderken giydim bile ve çok mutlu oldum. Siyah ya da antrasit ceketle volanlar hoş duruyor. Kumaş şifon olmasına rağmen zorlamayan cinsten ve biraz da özenli çalıştığım için kolay diktim.  (Teyel bile yaptığım kısımlar oldu, o kadarını söyleyeyim.) 


Omuz dikişi için arka parçaya tela form bant (ipli tela) ütüledim, bantın tam ortası dikişe gelecek şekilde. Yaka pervazlarına özenle tela ütüledim.


Son yorumdan başlayarak, cevap vermeye gelince, en azından soruları cevaplayayım:
Sevgili modavesaire Burcu, fermuar ayağı  Pfaff sitesinde de aynen aşağıdaki gibi. Kapalı gibi görünen kısım, iki yanında açıklık var, iğne konumunu o açıklıklara göre en sonuna kadar açabiliyorsun. Rakam yazılı kısım öne geliyır. Arkada iki tane yarık var IDT ayak için, yoksa IDT ayakları da kullanamazsın, ki bu ayaklar burada çok işe yarıyor, hiç fermuarı kaydırmadım. 


Kendindik, sorusuna yorumlarda cevap bulmuştur belki ama ben yine de yazaıyım: Pudra tafta elbise 2009/1 Burda Pratik dikiş sayısı. Verdiğim linkte kapak resmi Türkiye baskısından farklı. 

Yelda Kaya, anvelop bluzun yaka dikişi yok, evet. Etek baskı yapıştırıcısı kullandım. 

Yorumlara toptan baktığımda aslında o kadar da çok soru soran yokmuş. Cevap bekleyen var mı, bilemiyorum. Bu arada aşağıdaki kumaşı Türkiye'de gören bilen varsa haber etsin. Robert Kauffman tasarımı, hem pamuklu düz, hem de flannel (biz bebe pazen diyoruz) olanı Şık Düğme'de vardı, kalmamış. Sipariş vermişler ama Etsy'den alsam daha çabuk gelirdi. 


Sanırım önümüzdeki uzun Kurban Bayramı tatilinde, yorumlara yeniden göz atmak, blogumu şöyle bir düzenlemek için  vaktim olacak. İyi tatiller herkese. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...