kız çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kız çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Nisan 2013 Pazartesi

tunik ve kitaplar


Bu aralar pek bir üretken gördüm kendimi, övünmek gibi ol-sun... Nasıl bir hırs kapladıysa içimi, zamanı nasıl daha verimli kullanırım diye düşünüp, hızla işe koyulduğumda, üretmenin sonu yok. Yok da, ne dikeceğim diye düşünmek çok zaman alıyor yahu. 


Bahsettiğim yeni kumaşlardan biri de bu, tunik oldu. Tünik mi demeliyim yoksa? Minikler için tabii ki... 110 beden, yani 5 yaş için. 


Yaka açıklığı biraz fazla gibi geldi gözüme, milimine kadar kalıba sadık kaldım oysa. 2011/Mayıs Burdasından 136 numaralı model. 


Altlarda ön kısmını yuvarlak, arkayı düz diktim.


Paylaşmadan geçemeyeceğim, son bir haftada okuduğum 4 kitabın son ikisinden söz ediyorum. (Çok gelmesin gözünüze,  ilk ikisi (Debbie Macomber - Güllimanı Oteli ve John Verdon-Şeytanı Uyandırma) sürükleyici, hafif kitaplardı, çabucak bitiverdiler. Diğer ikisi ise Marc Levy-Dostlarım Aşklarım ve henüz bitirmediğim Ece Temelkuran-Düğümlere Üfleyen Kadınlar 


Marc Levy, benimle aynı kuşaktan bir İzmirli-Amerikalı-Fransız mimar-yazar-senarist. Kızım sayesinde tanıdım kendisini ve fantastik tür sevmememe rağmen kitaplarının çoğunu severek okudum. Son okuduğum kitabı Dostlarım ve Aşklarım, film senaryosu gibi ve çok sevimli, çok içten. Kitaplığımızın bir bölümünü kaplayan Can Yayınlarının içerisinde Marc Levy önemli bir yer işgal ediyor. (Postun en altında, Marc Levy ile ilgili itusozluk den alıntılar var.)


Diğer kitap Düğümlere Üfleyen Kadınlar, henüz bitmedi. Okumaya nasıl mı zaman buluyorum? Sadece gece yatmadan önce ve işe gelip gitme sırasında serviste okuyorum. Ama kitap çok sürükleyici ise, -John Verdon veya Kristin Hannah kitapları gibi- bitirmeden uyuyamıyor ve ertesi sabah sürünerek kalkıp işe gidiyorum. 


Önerir miyim? Evet. Aslında kitaptan zevk alma, biraz insanın ruh haline göre de değişiyor. Yıllar önce Her Kadın Bir Rus Şaire Aşık Olur -yazarı hatırlamıyorum- adlı bir kitap okumuştum, çok severek. Oysa o kitabı üç-dört ay önce ilk elime aldığımda, beni sarmamış, bırakmak zorunda kalmıştım. Şimdi ümit ediyorum ki, geçen yaz okumaya çalışıp da bir türlü başaramadığım Şairin Romanı'nı -Murathan Mungan-çok severim- severek okuyabilecek bir kıvamda olur ruh halim en kısa zamanda. 

itusozluk.com'dan alıntıdır: Marc Levy 

(fantastik,romantik ve yer yer komik öğeleri bir araya getirdiği kitaplarını okumaktan büyük keyif alınan aynı zamanda mimar olan yazar.kafanızı rahatlatmak istediğinizde en iyi seçimlerden biri olabilir özellikle keşke gerçek olsa ve dostlarım aşklarım kitapları.

romantik komedi film izler tadında kitaplar yazan yazar. karmaşanın can sıkıntısının ortasında bir okuyuşta bitiriyorsunuz kitaplarını. eğlenceli ve günlük hayatın içinden. size fazlasını sunmuyor.

sonsuzluk için yedi gün kitabıyla beni etkilemişi ve diğer kitaplarını okumama sebep olmuştr. birbirimize söyleyemediğimiz onca şey adlı kitabını bir kısmında gözlerim dolarak okumuştum. yazda geldi keyif için alıp okunabilir kitapları.)

13 Eylül 2012 Perşembe

zamanın getirdikleri-1


Baştan söyleyeyim, bundan böyle blogumu yalnızca dikiş serüvenime adamayı bırakıp, bazen kişisel blog olarak da kullanmaya, bazen düşündüklerimi yazmaya, bazen okuduklarımdan, seyrettiklerimden bahsetmeye başlayacağım. Tabii canım istedikçe... Gevezelik edeceğim yani. Bir hukukçudan ne bekliyordunuz? 


Dikkat ettiniz mi bilmem, bir header'ım bile yok. Neden mi? Çünkü, blogum yalnızca dikiş üzerine kurulu olduğu ve arada bir günlük hayattan paylaşmak istediğim gezi postlarımı içerdiği için yalnızca dikişle ilgili bir header olsun ve benim eserim olsun istedim ve halâ yapamadım. Nette çok örnek var oysa ve sadece kendi fotoğraflarımla bile yapabilirdim. Asıl istediğim güzel bir dikiş odasının yağlıboya resmini yapmaktı. Bu zamansızlıkta herhalde böyle kalacak blogum, varsın kalsın...


Ne alaka fotoğraflar demeyin...Bildiğiniz elbise işte... Kendini zaten anlatıyor. Eldeki kumaşlardan, malzemeden, o anda nasıl içimden gelmişse dikilmiş bir elbise... 104 beden, sanırım 4 yaşa göre. Çocuk bedenlerini açıklayan tabloları yayınlamış mıydım? 


Farkettiniz mi? Türk bloglarında öğretici yayınlar ne kadar az. Bir çok blogger (ben de dahil) zaman yetersizliğinden bu tür yayınlar (öğretici-tutorial) yapamıyor. Tam gün bir işte çalışan, evde sürekli bir yardımcısı olmayan, iş stresini bir hobi ile atmaya çalışan kişilerin zaten bu hobiye ayıracak zamanları kısıtlı oluyor haliyle. Oysa kendi adıma söyleyeyim, öğretici / tutorial hazırlayıp yayınlamak da hobinin kendisi kadar keyifli. 


Aaa, bunlar da ne?


Bunlar önümüzdeki günlerde dikmeyi hedeflediğim, hızımı alamayıp 6-7 tane biçtiğim, bir kaç tanesini  de bir yandan dikerken  bir yandan da keyifle resimleyerek öğretici post hazırlamayı hayal ettiğim, minik elbiseler.


Yalnız hepsi de yazlık olacak, kışa giriyoruz, vaktim kalsa da bir iki tane de kışlık dikebilsem. 


Akşamları, iş dönüşü eğer hazırda kesilmiş, biçilmiş bir proje varsa dikiş dikmeye daha kolay konsantre olabiliyorum. Yoksa eğer, yeni bir projeye hafta arası başlamak çok zor.


Herkese bol hobili, bol keyifli günler dilerim.

21 Temmuz 2012 Cumartesi

eflatun-2


Daha önce eflatun kareli elbiseyi dikerken minik prenses için de bir tane biçmiş fakat kumaşın çok ince olmasından dolayı zorlanıp, ikinciyi dikmemiştim.


Tatil dönüşü tembelliği ile düşünüp dururken hazır kesilmiş elbiseyi dikeyim bari diyerek makinenin başına oturmamla kalkmam bir oldu. Tatile giderken diktiğim duck kumaş çantalardan sonra bu tül gibi kumaşı dikmek zor geldi yani. 


Ben de bu elbiseyi neredeyse bir geceliğe dönüştürdüm. Sıcak günler için ideal...


Roba kenarına dantel geçirmek zor geldi, piko çektim. Beden iki yaş olmalı, aradan zaman geçince unuttum.


Renk aslında  bildiğiniz mor. Ama hangi ayarda çekersem çekeyim tam rengi alamadım. 
Ramazan ayınız  hayırlı, uğurlu ve bereketli geçsin. 

27 Mayıs 2012 Pazar

yaz geldi mi


Bir minik elbise daha daha... Bu kez Etsy'den patchwork için aldığım kumaşlara kıyarak minik prensesin elbisesinde kullandım. Ablası için de kullanacaktım ama kumaşların yetmeyeceğini düşünerek vazgeçtim. 


Elbise, 1997 yılına ait Burda çocuk özel sayısından. Yalnız askılar o modelde arka parçada düğümleniyordu, ben nette gördüğüm gibi önden yaptım. Ama sanki modele sadık kalsaydım daha iyi olacakmış gibi geldi. Beden 86-92


Çünkü, askı ilikten geçirilip düğüm atıldığında, kaçınılmaz olarak beden öne açılıyor. Arkada daha hoş durur bu detay. 

Derginin Türkçe açıklaması olmadığı için kendi bildiğim şekilde diktim, tabii hata yapınca öğrenme de çabuklaşıyor.


Aynı elbisenin yerli kumaşla bir versiyonu da ablaya dikiliyor, bitmedi.

24 Mayıs 2012 Perşembe

minik fisto elbise


Kol yapımını bir önceki yazımda anlattığım, beyaz fisto kumaştan diktiğim elbise çoktan bitti. Hiç bir süs, kurdele, fiyonk v.s. eklemeden... 


Benden bu kadar diyerek ablama veriyorum miniklere diktiklerimi. O düğmelerini dikiyor, çıtçıtlarını bastırıyor, pek sade bulduklarını da süslüyor, çorabını, aksesuarlarını tamamlıyor anneleri ile birlikte.  


Şimdi bir elbise daha diktim miniğe, tamam değil henüz. Çok keyif alarak dikiyorum akşamları, vakit buldukça kısa kısa. Ablasınınki ile birlikte hafta sonuna hazır olur inşallah. Etsy'den aldığım kumaşları kullanıyorum.  Çok zevkli bu dikiş işi. 

5 Mayıs 2012 Cumartesi

eflatun


Her ne kadar teknolojisi kıt olsa da en azından doğru ışıkta doğru rengi yansıtabilen fotoğraf makinem bu kez leylak rengini anlayamadı ve korkarım ki bildiğimiz eflatun rengindeki elbise size mavi görünecek. Vardır bir sebebi ama benim fotoğrafçılık bilgim de fazlasıyla kıt.


Bu ayki Burda dergisinde görmüşsünüzdür, aynı kalıplarla dikilen çocuk elbiselerini. (Elimdeki eski dergilere bakıyorum da, bir zamanlar ne kadar değişik modeller varmış tek bir dergide) İşte bu derginin 148 numaralı modelini diktim. 


Aslında bizim minik yeğenlerin her ikisine de aynı kumaşla biçtim ama büyük olanı diktikten sonra diğeri için biraz beklemeye karar verdim. Bu elbiseyi çok kolay dikeceğimi ummuştum, yanılmışım. Bunda Burda dergisinde bu model için önerilen ince ve sert kumaş yerine çok ince ve yumuşacık bir kumaş kullanmamın etkisi de vardır herhalde. 


Dikerken makinenin de zorlandığını görünce, iç elbise olarak dikmek için hazırladığım müslinle etek kısmına astar geçirip ucuna dantel ekledim.


 Dikecek olan varsa, dergideki açıklamaların benim için yeterli olmadığını söyleyebilirim. Anladığım kadarıyla 145 ve 148 numaralı modelin arkası tamamen açık ve ensede tek düğme ile tutturuluyor. Ben kapalı yaptım.


İyi tatiller, keyifli dikişler dilerim herkese.

15 Nisan 2012 Pazar

şifon kumaştan çocuk elbisesi


Şimdiye kadar hiç jarse ve şifon kumaş dikmemişim sanırım. Kesiminde beni zorlayan bu şifondan elbiseyi, zorlukla da olsa diktim. (6 yaş) Büyük bedenlerde daha kolay çalışılabilir belki, astarlı olmadığından.

Astar eteğin uçlarına ikiye katlanmış tül dktim, tabii büzgü yaparak...Fotoğrafı alttan üste doğru çektim. Yoksa arka etek daha kısa falan değil.


Bel kısmına, drapeli bir şey yapmaya çalıştım. Elbisenin kesimini yaparken o kadar bol harcamışım ki kumaşı,  ekstra süslemeler için parça kalmadı. Diyeceğim o ki ancak bu kadar oldu...


Düğme yerine fermuar dikilebilir elbette, niye düşünmedim ki? Gerçi küçükler için tehlikeli ama 6 yaş için kullanılabilir. Benim de böyle takıntılarım var işte.

1 Nisan 2012 Pazar

kuşlar



Ankara'nın ucuzcu kumaşçılarından birinde, kuş desenleri olan bir kumaş görülünce üzerine atlanır. Bebe yakalı, bol kesimli yazlık gömlek dikmek için.


Eve gelince kumaşın gömlek yapılmaya değmeyeceği düşünülür, fikir değişir kloş etek kesilir.


Kloş kesiminden artan kumaş da bizim en miniğe elbise olur, zevkle dikilir.

Çiçek böcek mevsimi gelmişken, bu kadar koyu renkli bir elbise de bloga hiç yakışmadı. Yeniden yazlık kumaşlara el atmak lazımdır.

14 Mart 2012 Çarşamba

sümbül, elbise, battaniye



Bir marketten, kendimi bahara hazırlama amacıyla aldığım mavi sümbül ve üzüm sümbülünün bir hafta sonraki hali: 


Bu elbise de geçen hafta diktiğim elbisenin daha minik olanı:


Arkasına yine çıtçıt yapıldı (fotografta yapılmamıştı henüz).


Eskiden yeni doğmuş bebekler için bebe pazen (flanel) denilen kumaştan kundak-battaniye benzeri bir şey yapılırdı, iki kat kumaş birbirine birleştirilerek. Şimdi yapılıyor mu bilmem. O battaniyelerin içi elyaflı çeşitlerini yapıyorum bazen hediye olarak.  


İki ayrı desende flanel kumaşı aralarına elyaf yerleştirip makinede düz dikişle yorganlayınca, hem kundak, hem yorgan hem de gerektiğinde oturmak ve oynamak için halı görevini yapıyor. 


 Ne yazık ki kumaşçılarda renk ve desen bolluğu yok. İthal olanlardan gördüm geçenlerde, pek çok desen ve birbirini tamamlayan renklerde kumaş üretmişler. Metresi 24 TL ve %100 pamukmuş. Bizim bebe pazenlerin de %100 pamuk olduğunu sanıyordum ama metresi 4.50 TL. 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...