kumaş çanta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kumaş çanta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Aralık 2013 Pazar

seyahat çantası


Evin sevgili kızına, isteği üzerine ve istediği biçimde dikilen seyahat çantası bu da...


Döşemelik süet tarzı fakat yumuşak bir kumaş ile astar için dıştaki sevimli fiyonklarda kullanılan pamuklu kumaş kullanıldı.


Aslında köşeler de gayet düzgün, içini tam doldurmayınca duruş bozuluyor çünkü
destek malzemesi kullanmadım.


Yine istek nedeniyle iç kısım bol cepli oldu.


Haftaya huzurlu bir başlangıç yaparız umarım.

30 Haziran 2013 Pazar

yaz dikişleri



Haziran ayına ait bir tek yayınım olsun. Çantada gerçek deri kullandım. Saplarını yapmadan çekmiştim fotoğrafı.


Kumaş etsy'den, iki renk:


Elbiseler klasik bebek elbisesi, Burda kalıpları ile diktiğim. İşyerimin kumaşçıların bulunduğu sokağa taşınması ile birlikte, hızla büyüyen kumaş stoğumu eritme çabalarımın sonuçları bunlar:


Bebek elbisesi dikerek kumaş bitirilmez biliyorum da, bi şekilde de dolaplarda yer açılması lazım. Bu minik elbiseler en azından bebek hediyesi olarak gidiyor.


Bu da 6-7 yaş için askılı yaz elbisesi, tamamlanmadı daha.


Mutlu, huzurlu haftalar diliyorum herkese.

6 Nisan 2013 Cumartesi

kapitone minik çanta ve bir bluz


Yine minik bir kapitone çanta diktim, bu kez geçenlerde yeni alınıp boyunu kısalttığımız, kızkardeşimin pantolonunun kesilip atılacak olan paça parçasından. Dikerken gayet doğal geldi de şimdi yazarken dehşete düştüm. Tasarrufun böylesi?!  
(pantalon, Fransızca bir sözcük. Türkçeye pantolon olarak almışız, tdk da benim gibi düşünüyor. Postumun altına tekstil ile ilgili bir kaç sözcüğün, Türk Dil Kurumu'nca kabul edilen şekillerini yazdım.)


Tabii paçalar, çanta sapının yapılmasına elvermedi, diğer jean kumaşlardan yaptım. Dikkatli bakılmayınca fark anlaşılmıyor. Kumaş parçalarını önce kapitone yaptım. Sonra yukarıda görülen kalıbı çizdim ve kumaşı kestim. Aslında bu tip, yani kapaksız fermuarlı çantalarda tam dikdörtgen değil, alt kısmı geniş üste doğru daralan bir kalıp daha hoş duruyor ama çanta zaten minik olduğu için uğraşmadım.


Çantanın kalıplı duruşu sizi aldatmasın, içi kumaşla dolu. Yoksa hiç bir kumaş çanta, içine tekstil dışında (röntgen filmi, plastik v.s.) yerleştirmediğiniz sürece dimdik ve dümdüz durmaz. Kumaşın özelliği zaten bu, yani yumuşak olması.


Bu da kendime diktiğim bluz. Burda Nisan 2013, 106 numaralı model. Kumaş internette kupra diye anılıyor ama kumaşçı ısrarla kupra değil, taşlanmış ipek olduğunu söylüyor.


Dikimi son derece basit, dökümlü kumaşlarla dikildiğinde güzel duruyor, üzerimde nasıl durur bilmiyorum. Giymeye üşendim sabah sabah.


Mutlulukla dolu, dolu dolu bir hafta sonu dilerim.

(Fransızca jaquette-ceket (çeket değil), cravate- kravat (gravat değil) guipure-güpür (gipür değil), Rusça, haraşo (haroşa değil), garde-robe, gardırop (gardolap değil), pardessus-pardösü (pardüse değil)                     , 

10 Mart 2013 Pazar

jean kumastan çanta


Torba gibi kocaman bir çanta oldu. Kumaşçının çok cüz'i bir fiyatla verdiği siyah jean kumaş parçası (bir iki tane de kanvas var) bu çantayı ancak çıkardı. Huyum kurusun, kumaşı kullanırken çanta boyutunu parçaya göre belirliyorum. Saplara, ceplere kumaş kalmayınca kıvranıp duruyorum. 


Astar olarak beyaz üzerine siyah puanlı pamuklu kumaş kullandım. Desenli kumaş ve öndeki saplar zorunluluktan araya girdi. Çantanın genişliği 50 cm , yüksekliği 32 cm, Taban genişliği 14 cm. 


Belli oluyor mu bilmiyorum, desenli kumaşın zemini aslında lacivert, çok aykırı durmadı ama. Jean kumaşın rengi siyah olmasına rağmen, dokusundan dolayı lacivert algısı yaratıyor insanda. Desenli kumaş en son Etsy'den aldığım kumaşlardan. 


Alttaki çanta da bir başka küçük jean parçasından. Ön kısmına incecik penye tişörtten kestiğim resmi aplike yaptım, araya tela yerleştirerek. 


Okuma yazma bilen dikiş makinemle harf dikişini denemek için yazdığım yazıyı sürfile makası ile kesip çantaya bağladım. Okuma yazma biliyor dediysem sadece yazabiliyor tabi. 


Çantanın arkasında tamamlanmayı bekleyen işler var. Bu aralar hem zamansızlık hem yorgunluk derken, blog da öylece kaldı. İyisi mi arada bir, zorlama da olsa bir şeyler yazmalı diyorum. Yazımdaki ruhsuzluğu hissediyorsanız eğer, nedeni tam da budur.  


Tabii yazılarıma genel olarak hakim olan ağırlık veya ciddiyet (!) ten bahsetmiyorum. O biraz meslek hastalığı. Akşama kadar sayfalarca kitap okuyup, sayfalarca görüşler yazan bir bloggerdan sevgi böcüğü, neşe pıtırcığı postlar beklemeyin canım siz de...

8 Eylül 2012 Cumartesi

yaz biterken


Artık küçük elbiselere dönmenin zamanı geldi. Bu diktiğim çantadan sonra biraz ara veriyorum. Elbise dikmek daha zevkliydi sanki?!..


Ama ne yazık ki blogumun sağ tarafında bulunan bağlantılara göz atınca yine çanta dikesim geliyor.


Kumaş renkli olmayınca siyah-beyaz fotoğraf gibi oldu sanki. Renk kahve tonları. 


Bir de çocuk çantası var aklımda, onu da arada dikeceğim.

3 Eylül 2012 Pazartesi

orda bir köy var uzakta

ve köy...
kaleyi fethettik
doruktayız
Tatlıca Takım Şelaleleri'nin ilki ve eski bir değirmen
tehlikeli işler peşindeyiz
 birini daha aşmışız. 
 
Sanırım 17-18 şelaleyi tırmanıp geri  döndük. İniş, tırmanıştan daha tehlikeli olduğu için patikayı kullanmayı tercih ettik. 
Bunlar da tatilde yaptığım ve plaj çantası olarak kullanmak üzere büyük yeğenlere verdiğim çantalar. 
Bir de minikler için minik bir messenger. Boyutu yaklaşık 20x20x5 Sap için kumaş yetmedi, aldım dikilecek duruyor.

16 Mayıs 2012 Çarşamba

yine torba-çantalar


Bu torba-çantaları diktim ama ne yapayım bunları derken çocukluğum aklıma geldi. Niye mi? Şimdi küçük yeğenlere vereyim, alışveriş ya da kırda piknikte kullansınlar diye düşündüm ama şimdiki çocuklar köşedeki bakkaldan ekmek bile almaya gidemiyor iken, meyvelerini dallarından koparıp toplayabilecekleri ya da yiyebilecekleri ağaçlara bunca uzakken, ne işlerine yarar ki bu çantalar. Hoş artık köşelerde de bakkal kalmadı ya...


Benim çocukluğumda....''diye başlayan cümleler kurmaya başlamışsam, eyvah'' ...fikir ve konuşma özgürlüğü verilmese de çocuklara, hareket özgürlüğü neredeyse sınırsızdı. Düşmek, kalkmak, yuvarlanmak serbestti, kimsenin umurunda da değildi. Sahi Ayfer Tunç'un ''Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek'' kitabını okumuş muydunuz? Ne güzel anlatıyor kitapta, 70'li yılları. 


Bir manimiz olmazdı çok kez, anneler çalışmazdı çünkü, ertesi gün işe gitmek yoktu. Ama anneler bakkala da gitmezdi, çocuklar giderdi çoğu kez. Çelişkiye bakın, anneler çalışmazdı ama çocuklar ufak tefek işlere gönderildiği gibi, kız çocuklar da öğrenme bahanesi ile annelere tüm ev işlerinde yardım etmek zorundaydı. Ne şanssız bir kuşakmışız :) 


Resim yapmaya motive etmek için kendimi, yıllardır bodrumda bekleyen şövalemi çıkardım yukarıya. Boyalarım da kurumuş mudur, kimbilir? Şövale garibanı şimdilik çantalara askı görevini ifa ediyor. 

12 Mayıs 2012 Cumartesi

nişan yastığı


İki yıl önce, yeğenimin nişanı için yastık yapmıştım. O zamana kadar da böyle bir şeyin varlığından haberim yoktu doğrusu. Kardeşimin tarif ve yardımı ile dikmiştik.


Şimdi o kadar çok çeşitli nişan yastığı görüyorum ki... Yine de sade olanları daha çok seviyorum.


Bu aralar kot kumaşı ortadan kaldırma azmi ile küçük çantalar dikiyorum. Taktım yani.


İçte bir cep ve astar biye. Başka ayrıntısı yok.


Mutlu bir hafta sonu olsun, herkes için...

8 Mayıs 2012 Salı

az çoktur


En basitinden, dikmesi en kolayından bir çanta...


Kalın jean kumaş dolapta kalmıştı, bu şekilde değerlendirmeyi düşünüyorum. 


Söyleyecek pek bir şey yok.


İç kısımda iki yönde de birer cep var.


''Less is more'' (az çoktur) : Kimine göre Robert Browning tarafından söylenmiş ancak mimari olarak Ludwig Mies van der Rohe tarafından ortaya atılarak ünlenen, minimalizmin mottosu haline gelmiş  söz.   (Belki bilmeyen vardır diye) 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...