Torba gibi kocaman bir çanta oldu. Kumaşçının çok cüz'i bir fiyatla verdiği siyah jean kumaş parçası (bir iki tane de kanvas var) bu çantayı ancak çıkardı. Huyum kurusun, kumaşı kullanırken çanta boyutunu parçaya göre belirliyorum. Saplara, ceplere kumaş kalmayınca kıvranıp duruyorum.
Astar olarak beyaz üzerine siyah puanlı pamuklu kumaş kullandım. Desenli kumaş ve öndeki saplar zorunluluktan araya girdi. Çantanın genişliği 50 cm , yüksekliği 32 cm, Taban genişliği 14 cm.
Belli oluyor mu bilmiyorum, desenli kumaşın zemini aslında lacivert, çok aykırı durmadı ama. Jean kumaşın rengi siyah olmasına rağmen, dokusundan dolayı lacivert algısı yaratıyor insanda. Desenli kumaş en son Etsy'den aldığım kumaşlardan.
Alttaki çanta da bir başka küçük jean parçasından. Ön kısmına incecik penye tişörtten kestiğim resmi aplike yaptım, araya tela yerleştirerek.
Okuma yazma bilen dikiş makinemle harf dikişini denemek için yazdığım yazıyı sürfile makası ile kesip çantaya bağladım. Okuma yazma biliyor dediysem sadece yazabiliyor tabi.
Çantanın arkasında tamamlanmayı bekleyen işler var. Bu aralar hem zamansızlık hem yorgunluk derken, blog da öylece kaldı. İyisi mi arada bir, zorlama da olsa bir şeyler yazmalı diyorum. Yazımdaki ruhsuzluğu hissediyorsanız eğer, nedeni tam da budur.
Tabii yazılarıma genel olarak hakim olan ağırlık veya ciddiyet (!) ten bahsetmiyorum. O biraz meslek hastalığı. Akşama kadar sayfalarca kitap okuyup, sayfalarca görüşler yazan bir bloggerdan sevgi böcüğü, neşe pıtırcığı postlar beklemeyin canım siz de...