17 Mart 2013 Pazar

fırfırlı çocuk eteği ve bir bluz


Masanın üzerinde tesadüfen biraraya gelmiş iki kumaşı görünce fırfırlı bir etek dikmek geldi aklıma. Bu sitede rastladığım tarife göre diktim. Ancak dikecek olanlara not: Kesim yaparken fırfır olacak parçaların, ara birim ile aynı genişlikte olması nedeniyle fırfırlar üst üste gelmiyor. Her ikisi için de 4" verilmiş sitede. Bence ara birim için 10 cm yeterli, fırfır parçalarını 12 cm yapabilirsiniz. Ya da beden uzunluğuna göre kendiniz ayarlayabilirsiniz, önemli olan aynı boyda olmaması. 


Bir de kızımın diktiği bluz var bu haftanın ürünü olarak. Modeli benim dikmemi istediğinde bir şeye benzetemediğimden dikmemiştim. Baktı ki olmuyor, kendisi dikti. Tabii sorarak.:)


Kumaş yine İzmir Caddesindeki Sönmezer Pasajının üst katındaki Bursa Kumaş'tan.


Burda 2012/Temmiz sayısından 115 nolu model, boydan 6 cm kısalttık.


Güzel bir haftaya başlamak üzere (inşallah) keyifli tatiller.

11 Mart 2013 Pazartesi

dikiş makinesi

Görsel alıntıdır


Daha önce fitilli biye ile yastık dikmekle ilgili yazacağımı söylediğim postu, fotoğrafların eksik olması nedeniyle ileri bir tarihe bırakıp, dikişe başlamak istediğini ama hangi makineyi seçmesi gerektiğini bilmediğini söyleyerek fikrimi soran arkadaşlar için yazıyorum.

Dikişe yeni başlamak, yıllardır dikiş dikiyor olmak veya dikiş biliyor olup arada bir dikmek, bunlar önemli değil. Önemli olan ne yapmak istediğiniz ve neler yapabileceğiniz.

Yani istek ve ihtiyacın belirlenmesi.

Hiç dikiş bilmiyor ve kendi kendime öğrenebilir miyim diyorsanız, fazla masraf etmemek gerekir ama kendinize güveniyorsanız biraz masrafa değer doğrusu. Sonuçta çok büyük bir yetenek gerektirmiyor dikiş işleri.

Dikiş makinesinde aranacak en önemli özellik tabii ki düz dikiş, güzel ve rahat dikmesi. Piyasada mevcut tüm markaların en basit modelleri bile düz dikişin yanında, zikzak dikiş ve aşamalı da olsa ilik yapabiliyor. Hiç bilmeyenler ve denemek isteyenlere en az böyle bir makine tavsiye edebilirim. Basit modele bir kaç özellik daha eklendikçe, fiyat artıyor. Fiyat-kalite dengesi sanki Singer'de daha oturmuş gibi. Tabii benim bir uzman olmadığımı da hesaba katın lütfen. 

Ben Singer veya Pfaff tercih ederdim, diğer markaları da çok beğenen arkadaşlarım var: Brother, Bernina, Janome v.s. Aynı özellik ve fiyat varsa, kalite de üç aşağı beş yukarı aynı ise en az ses çıkaranı tercih edebilirsiniz.



Bence en güzel düz dikişi, eskiden anne, anneannelerimizin kullandığı, siyah renkli, sadece düz dikiş diken pedallı makineler dikiyor. (Sanayi tipi makineleri hesaba katmıyorum.)

Benim makineme gelince: İki tane dikiş makinem var Pfaff Ambition 1.0 ve Singer Cobra (20+ yaş). Her ikisi de değişik piko desenleri ve tek aşamalı ilik yapabiliyor.


Bir ara esnek dikişe takmış ve dikiş makinesinde bu özelliği arar olmuştum. Meğer bu özellik, kapalı zikzak dikişi imiş. Penye, jarse ve esnek kumaşlarla çalışacaksanız esnek dikiş hikaye, overloksuz biraz zor dikersiniz.

Her iki makinede de çok ince ve çok kalın kumaşları dikmekte zorlanıyorum. Kalın dediğim de bayağı kalın, örneğin üç kat kalın keçe. Singer de pfaff da kalın kumaşları rahat dikiyor bir yere kadar tabii. Sanayi tipi makine gibi değil.


Pfaff olan, süper desenler yapabiliyor, yazı yazabiliyor, her gün farklı bir özelliğini buluyorum, kullanmasam da hoşuma gidiyor. Yalnız desen adlarının çevirisini yapan zat-ı muhteremin Türkçesi biraz kıt sanırım. Yerel ağızla tercüme yapmış:


Dikiş dikenlerin yalnızca yerel kültürlerde var olduklarını düşünüyor çevirmen arkadaş. Firmanın iflas etmiş olması etkili midir acaba bu zihniyete? Bir örnek daha, buyrun: "standart sülfire"


Okunabiliyor mu? Çeviriyi yapanda ve bu çeviriyi kabul edende ve de ithalatçıdaki bu lakaydinin, üreticide bulunmadığını ümit ediyorum.  Gerçi düşünüyorum da, okuma-yazma bilmeyen lise-üniversite mezunu  o kadar çok insan var ki... Neyse boşverelim bunları.... İşte bunlar, çevirmenimizin "köpüme" diye çevirmeyi uygun gördüğü yorganlama (quilting) desenleri.


Yorganlama ayağı olmadan bile çok güzel yorganlama yapabildiğini de yazmıştım. Yani iki kat kumaş arasında elyaf varken, kumaşı kaydırmadan rahat dikebiliyor bu makine, IDT ayakları sayesinde. Unutmadan bir  enteresan çeviri daha:


Çok uzun bir post oldu, güzel bir hafta geçirmeniz dileği ile...

10 Mart 2013 Pazar

jean kumastan çanta


Torba gibi kocaman bir çanta oldu. Kumaşçının çok cüz'i bir fiyatla verdiği siyah jean kumaş parçası (bir iki tane de kanvas var) bu çantayı ancak çıkardı. Huyum kurusun, kumaşı kullanırken çanta boyutunu parçaya göre belirliyorum. Saplara, ceplere kumaş kalmayınca kıvranıp duruyorum. 


Astar olarak beyaz üzerine siyah puanlı pamuklu kumaş kullandım. Desenli kumaş ve öndeki saplar zorunluluktan araya girdi. Çantanın genişliği 50 cm , yüksekliği 32 cm, Taban genişliği 14 cm. 


Belli oluyor mu bilmiyorum, desenli kumaşın zemini aslında lacivert, çok aykırı durmadı ama. Jean kumaşın rengi siyah olmasına rağmen, dokusundan dolayı lacivert algısı yaratıyor insanda. Desenli kumaş en son Etsy'den aldığım kumaşlardan. 


Alttaki çanta da bir başka küçük jean parçasından. Ön kısmına incecik penye tişörtten kestiğim resmi aplike yaptım, araya tela yerleştirerek. 


Okuma yazma bilen dikiş makinemle harf dikişini denemek için yazdığım yazıyı sürfile makası ile kesip çantaya bağladım. Okuma yazma biliyor dediysem sadece yazabiliyor tabi. 


Çantanın arkasında tamamlanmayı bekleyen işler var. Bu aralar hem zamansızlık hem yorgunluk derken, blog da öylece kaldı. İyisi mi arada bir, zorlama da olsa bir şeyler yazmalı diyorum. Yazımdaki ruhsuzluğu hissediyorsanız eğer, nedeni tam da budur.  


Tabii yazılarıma genel olarak hakim olan ağırlık veya ciddiyet (!) ten bahsetmiyorum. O biraz meslek hastalığı. Akşama kadar sayfalarca kitap okuyup, sayfalarca görüşler yazan bir bloggerdan sevgi böcüğü, neşe pıtırcığı postlar beklemeyin canım siz de...

24 Şubat 2013 Pazar

yarım kalan işler tamamlanıyor


Önceki yazımda söz etmiştim, Onmarifet sergisine göndermek üzere bir kaç tane biçmiş ama bunu yetiştirememiş ve bir daha da elime almak istememiştim. Hazır kesilmiş elbiseyi dikmek ne kolay oldu.


Gizli fermuar dikişinde artık hiç zorlanmıyorum. Astarlı giysilerde çok daha kolay oluyor sanki, hem de temiz bir görüntü oluyor. Roba astarını, üşengeçliğin ruhumu sarma boyutuna göre  bazen elde, bazen makinede bastırıyorum. Etek uçlarına doğrudan makinede düz dikiş çektim, kıvırarak.


Bu posttan sonra hemen bir yazım daha olacak, yastık kenarlarına kordonlu biye geçirilmesi ile ilgili. Kondonlu biyeyi, çanta dikerken de kullanabiliyorsunuz. Çanta daha bir kalıplı duruyor. Fotoğrafını çekerken içini doldurmak zorunda kalmıyorsunuz. 


İlikleri yatay olarak olarak, ama bu kez biraz daha küçük açtım. 
Haftanız güzel geçsin... 

18 Şubat 2013 Pazartesi

ütü mevzuu, yeni kumaşlar ve yarım kalan işler


Dikiş dikerken, özellikle minik ve ayrıntılı parçalarda, ütü yapmanın önemi çok büyük, başarıyı %100 arttıran bir etken diyebilirim. Dikiş yerlerini ütüleyerek dikiş diktiğinizde, sonuç çok daha güzel oluyor. Maalesef bazen yerim olmadığından, bazen üşendiğimden, bazen de kendime güvendiğimden, ütü yapmayı ihmal ediyor, sonunda da hüsran yaşıyorum. 


Örnek: Kol ağzına biye geçirdikten sonra yan dikişleri çekmeden önce ütü yapmazsanız, bir daha zor ütülersiniz. Keza yaka da öyle.  Tabii minyatür bir ütünüz varsa ve her köşeye girebiliyorsa, bilmem. Sahi böyle bir ütü var mıdır? Minicik olsun, her yere sığsın, yer kaplamasın. Hatta ütü masası yerine masa üzerine koyacağım bir kol tahtası ile dikiş ütülerini halledeyim isterdim.


Model Şubat 2013 Burda dergisinden. Model numarası 134. Kumaşın kendinden nervürlü falan olduğunu görünce, bin yıllık olup, bir köşede duran kumaşı bu modele uygun gördüm ve dikerken anladım ki, son günlerdeki tembelliğimin nedeni yoğunluk, yorgunluk falan değil, resmen kumaşlara kıyamıyorum (!) Yoksa deneme amaçlı diktiğim, bir sürü parça var. Aşağıdaki kutu benzeri şeyi de sırf fermuarlı, astarlı ve içinde dikişi gözükmeyen bu tip kutu-çantaları nasıl dikebilirim denemesi için yaptım. Diktim ve edindiğim tecrübeyi, sonraki günlerde ayrıntılı olarak anlatacağım.  



Kumaş demişken, Etsy'den son aldığım kumaşları da paylaşayım. Şemsiye, kedi ve çiçek desenli  kumaşlar pamuklu. Bir de cotton-linen olarak satılan baskılı kumaşlar var. 


Aslında yabancı shoplardan aldığım kumaşlara verilen paraya çok acıyorum. Gerçekten çok güzel tasarımlar var ama kalitesinin yerli üretimlerden bir farkı olmadığını düşünüyorum. Yazık ama, neden bir kumaş üreticisi çıkmaz, şöyle şirin tasarımları, birbiri ile uyumlu renklerle kumaşlara geçirmez? Yeni yeni bir iki tane üretici çıktı görüyorum ama yeterli değil, bu işi büyük üreticilerin yapması gerekiyor.


Niye mi alıyorum? Çok hoşlar çünkü... Sadece heves, işim, mesleğim kesinlikle kumaşlarla ilgili değil ve sadece zevk için dikiyorum. Diktiklerim de eşe, dosta akrabalara hediye etmeye yetmiyor bile... 


Nette gördüğüm ve denemek istediğim pek çok şeye göre kumaş bulamıyor, bulduğumda ise o kumaşa başka bir kumaş uydurmakta zorlanıyorum. Bu işi ticarete dökmeyi düşünmediğimden fazla para vermek de istemiyorum. Yoksa öyle ya da böyle bir şekilde kumaş bulursunuz. Zaten son yılların yükselen trendlerinden biri de çoğunlukla desene dayalı tasarımlar. Kumaş deseniniz güzelse, kimsede yoksa ne dikerseniz dikin. Kumaş tasarımcılarına çok iş düşüyor. Hayvanlar alemi, çizgi film karakterleri, doğa yetmedi, insan eli üretilen her bir nesneyi kumaşa bastılar, hala tasarlayacak desen bulabiliyorlar. İçimiz dışımız, yanımız yöremiz her yerimiz baykuş doldu da hala baykuş desenleri tasarlandığına göre bu tasarım alemi de pek sınırsız anlaşılan. 


Bu da aylar önce, onmarifet sergisine yetiştirmek üzere kesip de dikmeyi başaramadığım bir elbise, tamamlayacağım inşallah. Diktiklerim gitti tabii. Bugünlük bu kadar... Herkese sağlıklı, huzurlu ve mutlu günler diliyorum. Keyfiniz bol olsun...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...