24 Şubat 2013 Pazar

yarım kalan işler tamamlanıyor


Önceki yazımda söz etmiştim, Onmarifet sergisine göndermek üzere bir kaç tane biçmiş ama bunu yetiştirememiş ve bir daha da elime almak istememiştim. Hazır kesilmiş elbiseyi dikmek ne kolay oldu.


Gizli fermuar dikişinde artık hiç zorlanmıyorum. Astarlı giysilerde çok daha kolay oluyor sanki, hem de temiz bir görüntü oluyor. Roba astarını, üşengeçliğin ruhumu sarma boyutuna göre  bazen elde, bazen makinede bastırıyorum. Etek uçlarına doğrudan makinede düz dikiş çektim, kıvırarak.


Bu posttan sonra hemen bir yazım daha olacak, yastık kenarlarına kordonlu biye geçirilmesi ile ilgili. Kondonlu biyeyi, çanta dikerken de kullanabiliyorsunuz. Çanta daha bir kalıplı duruyor. Fotoğrafını çekerken içini doldurmak zorunda kalmıyorsunuz. 


İlikleri yatay olarak olarak, ama bu kez biraz daha küçük açtım. 
Haftanız güzel geçsin... 

18 Şubat 2013 Pazartesi

ütü mevzuu, yeni kumaşlar ve yarım kalan işler


Dikiş dikerken, özellikle minik ve ayrıntılı parçalarda, ütü yapmanın önemi çok büyük, başarıyı %100 arttıran bir etken diyebilirim. Dikiş yerlerini ütüleyerek dikiş diktiğinizde, sonuç çok daha güzel oluyor. Maalesef bazen yerim olmadığından, bazen üşendiğimden, bazen de kendime güvendiğimden, ütü yapmayı ihmal ediyor, sonunda da hüsran yaşıyorum. 


Örnek: Kol ağzına biye geçirdikten sonra yan dikişleri çekmeden önce ütü yapmazsanız, bir daha zor ütülersiniz. Keza yaka da öyle.  Tabii minyatür bir ütünüz varsa ve her köşeye girebiliyorsa, bilmem. Sahi böyle bir ütü var mıdır? Minicik olsun, her yere sığsın, yer kaplamasın. Hatta ütü masası yerine masa üzerine koyacağım bir kol tahtası ile dikiş ütülerini halledeyim isterdim.


Model Şubat 2013 Burda dergisinden. Model numarası 134. Kumaşın kendinden nervürlü falan olduğunu görünce, bin yıllık olup, bir köşede duran kumaşı bu modele uygun gördüm ve dikerken anladım ki, son günlerdeki tembelliğimin nedeni yoğunluk, yorgunluk falan değil, resmen kumaşlara kıyamıyorum (!) Yoksa deneme amaçlı diktiğim, bir sürü parça var. Aşağıdaki kutu benzeri şeyi de sırf fermuarlı, astarlı ve içinde dikişi gözükmeyen bu tip kutu-çantaları nasıl dikebilirim denemesi için yaptım. Diktim ve edindiğim tecrübeyi, sonraki günlerde ayrıntılı olarak anlatacağım.  



Kumaş demişken, Etsy'den son aldığım kumaşları da paylaşayım. Şemsiye, kedi ve çiçek desenli  kumaşlar pamuklu. Bir de cotton-linen olarak satılan baskılı kumaşlar var. 


Aslında yabancı shoplardan aldığım kumaşlara verilen paraya çok acıyorum. Gerçekten çok güzel tasarımlar var ama kalitesinin yerli üretimlerden bir farkı olmadığını düşünüyorum. Yazık ama, neden bir kumaş üreticisi çıkmaz, şöyle şirin tasarımları, birbiri ile uyumlu renklerle kumaşlara geçirmez? Yeni yeni bir iki tane üretici çıktı görüyorum ama yeterli değil, bu işi büyük üreticilerin yapması gerekiyor.


Niye mi alıyorum? Çok hoşlar çünkü... Sadece heves, işim, mesleğim kesinlikle kumaşlarla ilgili değil ve sadece zevk için dikiyorum. Diktiklerim de eşe, dosta akrabalara hediye etmeye yetmiyor bile... 


Nette gördüğüm ve denemek istediğim pek çok şeye göre kumaş bulamıyor, bulduğumda ise o kumaşa başka bir kumaş uydurmakta zorlanıyorum. Bu işi ticarete dökmeyi düşünmediğimden fazla para vermek de istemiyorum. Yoksa öyle ya da böyle bir şekilde kumaş bulursunuz. Zaten son yılların yükselen trendlerinden biri de çoğunlukla desene dayalı tasarımlar. Kumaş deseniniz güzelse, kimsede yoksa ne dikerseniz dikin. Kumaş tasarımcılarına çok iş düşüyor. Hayvanlar alemi, çizgi film karakterleri, doğa yetmedi, insan eli üretilen her bir nesneyi kumaşa bastılar, hala tasarlayacak desen bulabiliyorlar. İçimiz dışımız, yanımız yöremiz her yerimiz baykuş doldu da hala baykuş desenleri tasarlandığına göre bu tasarım alemi de pek sınırsız anlaşılan. 


Bu da aylar önce, onmarifet sergisine yetiştirmek üzere kesip de dikmeyi başaramadığım bir elbise, tamamlayacağım inşallah. Diktiklerim gitti tabii. Bugünlük bu kadar... Herkese sağlıklı, huzurlu ve mutlu günler diliyorum. Keyfiniz bol olsun...

28 Ocak 2013 Pazartesi

dikkat, karbonhidrat icerir


Hızımı alamayıp bir tane daha diktiğim battaniyeyi paylaşma bahanesi ile hem bir önceki yazımda yer verdiğim frixion kalemini, hem de kapitone maceramı anlatmak, bu arada da bu güzel nevresimlik kumaşları Çıkrıkçılar Yokuşu'nda Başçılar Mefruşat'tan aldığımı (No:80), bu yokuşta başka hiç bir dükkanda bu kumaşların bulunmadığını belirtmek istedim. 


Öncelikli uyarım şu ki, silinebilir tükenmez kalem olarak bilinmesine rağmen, Ankara'nın ünlü hobi-craft mağazasında, ütüyle, buharla, silgisi ile kaybolan kalem olarak satılan (ya da ben o kısmına denk geldim) bu kalemin yazdıkları maalesef kaybolmuyor, sadece görünmez oluyor. Nasıl mı? Burada yazdığı gibi -20 derecede (başka bir sitede -10 derecede) görünür hale geliyor. Korka korka çizip, ütü ile çıktığını görünce pek sevinmiştim. Bu (ayıcıklı) battaniye de çok sevdiğim bir büyüğümün, meslekdaşım olan kızına bebek hediyesi olacaktı, olamaz artık.


Bebek battaniyelerine, daha yumuşak olması olması için elyaf ile kapitone yapıyordum, Singer makinemin kapitone ayağını kullanarak. Ancak önceki yazımdaki, bir katı pamuklu düz kumaş, bir katı flannel (bebe pazen), arasında elyaftan oluşan katmanları kapitone ayağı ile dikerken çok zorlandım.  Pfaff makinemin kapitone ayağı olmamasına rağmen, son iki battaniyeyi, yürüyen ayaklar sayesinde, çok rahat diktim. Hatta son battaniyede makinemin yorganlama desenlerinden olan dalgalı dikişi de kullanınca, tabii kalemle çizmeden, tam istediğim gibi sonuca ulaştım. 


Bu poğaçalar da neyin nesi derseniz, poğaça da yapabiliyormuşum:) 

26 Ocak 2013 Cumartesi

bebek battaniyesi


Uzuun bir aradan sonra, toplasan 3-4 tane diktiğim bebek battaniyesi ile post yazmak, doğrusu biraz  ayıp olacak. Yazacak o kadar çok şey var da, bir şeyler dikmeden üretmeden yazmak hoşuma gitmediği için biraz zorlayarak da olsa dikişe başladım. Battaniyelerin kumaşlarını (aslen nevresimlik kumaş), işime çok yakın olup öğle arasında dahi gidebildiğim Samanpazarı'nda görür görmez aldım birer metre, bebek battaniyesi yaptım. 


Bebek nevresimi olmak üzere üretilmişler, biraz da kombinlenmeye uygun. Aynı boyalarla bir kaç desen üretildiği zaman, birlikte duruşu da hoş oluyor. Bu arada nostalji yapmadan geçemeyeceğim. Yıllar önce, henüz konfeksiyon ve tekstil sektörü bu kadar gelişmemişken, hazır giyim yerine insanlar kendi bedenlerine özel kıyafetler diker ve diktirirken, gerçekten bu ülkede kumaş çeşidi çok fazlaydı. Çin'in adı sanı yoktu, ithal kumaş dendiği zaman, ülkede bulunmayan ama kaliteli kumaştan söz edilirdi. 


Bir iki hafta önce, kumaş aşkım iyice depreşip, kabına sığmaz hale gelince, yerli üretimden ümidi iyice kesip Etsy ve bir kaç online kumaş sitesinden sipariş vermeye kalktım, daldığım yerden çıkamadım. O ne kumaş çeşididir öyle? İnsan bakamıyor ki hepsine, seçebilsin. Aradığım Zakka Kokka v.s. kumaşlar da Çin menşeli. Zaten Avrupalı kumaş tasarımcılarının üretimlerinin de Çin'de yapıldığını sanıyorum. Amerika'dan gelince ithal diyoruz. Yoksa niye o kadar ucuz olsun.  Ankara'da Şık Düğme'de sadece Robert Kaufmann tasarımlarını görebiliyorum, 27 TL. Etsy'de her türlüsü shipping dahil 10 USD'ye çıkmıyor. Ama kumaşların renkleri, desenleri öyle güzel ki, Çin min vız geliyor. 


Pembe ve mavi koyunlu kuzulu kumaşı, desenli flanel ile birleştirip, araya elyaf yerleştirerek, seyrek aralarla makinede düz dikişle kapitone yaptım, kenarlara da arka yüzde kullandığım flanel ile biye geçirdim. Kullandığım elyaf o kadar kalındı ki battaniye değil yorgan oldu. Neyse ben de onu eve gelen bebek-çocuklara yorgan olarak verebilirim. En üstteki araba desenli kumaş, bej rengi flanel ile dikildi, elyafsız, en kolayı.



Bu şeker kumaşı beyaz flanel ile kullandım, boyutu küçülttüm (85*90). İnce elyaf, seyrek düz makine dikişi kapitone ile kenarlar verev kareli kumaşla biyeli. Çift kat biyeyi, quilt tekniği ile bir yüzden makine çekip diğer yüzde el dikişi ile bastırdım.


Kumaşı kapitone yaparken zorlanınca, aşağıda fotograftaki kalemle düz çizgilerini çizerek diktim. Kalem izi buharlı ütü ile çıkıyor. Uçan kalemlerden daha iyi geldi bana. Minik klipsler cüzdan için. Not : Silinebilir tükenmez kalem olarak biliniyormuş ve şimdi öğrendiğime göre -10 derecede  silinen yazılar geri geliyormuş. Dikişte kullanmamak daha doğru olur o zaman. 


Off ne uzun yazmışım, yoruldum. Bol dikişli, keyifli günler...

6 Ocak 2013 Pazar

yastık zamanı


Tembellikte istikrar kazandığımın resmidir, bu kadar uzun aralarla bloga bir şey yazmak. Ürün yoksa yazı yok tabii. Dengen bozulmuşsa bir kez, taşların yerine oturmasını bekleyeceksin. Yeni yıl da yeni bir şey getirmedi zaten:) Yeni bir yıla, mevsime ya da aya fazlaca anlam yükleyenlerden değilim de insan umuda kapılmaktan geri kalamıyor, ümit güzel şey doğrusu. 


Özetle: Bu aralar halâ keyifsizim, halâ bir şeyler yapasım yok. Yastık dikmekten öteye geçemedim. Ha, onu da öyle iki kumaşı üst üste getir, dik şeklinde yapamam o ayrı, ya fitil ya da fırfır ya da başka bir şey geçirip iki kuruşluk işi zorlaştırmakta da üstüme yoktur. 


Yastıklarda her iki yüzü de kullanmak isterim. O yüzden düğme v.s. gibi açma-kapama bölümlerini mümkün olduğunca ortaya değil, yana yapmaya çalışırım. Takıntı işte...


Televizyon seyrederken canım sıkılmasın diye ördüğüm bir parçayı da kumaşa geçirerek yastık yaptım. TV seyredilmiyor, hatta hiç açılmıyor bizde, kırk yılda bir izlersem mutlaka beraberinde bir şey yaparım, ütü ya da örgü gibi. Bazen de sırf ütü yaparken sıkılmamak için açıyorum TV'yi. Oğlan zaten PC başında kalkamıyor. 


Bu yastığın kumaşı da bir önceki posttaki elbiseden kalan. Kenarlarına overlok geçirdiğim duck kumaştan fırfır yaptım, küçük yastık biraz büyük görünmeye başladı. Ha, overlok makinesi aldığımı söylememiştim değil mi? Pfaff Hobbylock olur kendisi. Alalı epey oldu ama ilk kez kullandım. 


Hafta sonunun kalan saatlerini keyifle geçirmeniz dileğiyle....
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...