Baştan söyleyeyim, bundan böyle blogumu yalnızca dikiş serüvenime adamayı bırakıp, bazen kişisel blog olarak da kullanmaya, bazen düşündüklerimi yazmaya, bazen okuduklarımdan, seyrettiklerimden bahsetmeye başlayacağım. Tabii canım istedikçe... Gevezelik edeceğim yani. Bir hukukçudan ne bekliyordunuz?
Dikkat ettiniz mi bilmem, bir header'ım bile yok. Neden mi? Çünkü, blogum yalnızca dikiş üzerine kurulu olduğu ve arada bir günlük hayattan paylaşmak istediğim gezi postlarımı içerdiği için yalnızca dikişle ilgili bir header olsun ve benim eserim olsun istedim ve halâ yapamadım. Nette çok örnek var oysa ve sadece kendi fotoğraflarımla bile yapabilirdim. Asıl istediğim güzel bir dikiş odasının yağlıboya resmini yapmaktı. Bu zamansızlıkta herhalde böyle kalacak blogum, varsın kalsın...
Ne alaka fotoğraflar demeyin...Bildiğiniz elbise işte... Kendini zaten anlatıyor. Eldeki kumaşlardan, malzemeden, o anda nasıl içimden gelmişse dikilmiş bir elbise... 104 beden, sanırım 4 yaşa göre. Çocuk bedenlerini açıklayan tabloları yayınlamış mıydım?
Farkettiniz mi? Türk bloglarında öğretici yayınlar ne kadar az. Bir çok blogger (ben de dahil) zaman yetersizliğinden bu tür yayınlar (öğretici-tutorial) yapamıyor. Tam gün bir işte çalışan, evde sürekli bir yardımcısı olmayan, iş stresini bir hobi ile atmaya çalışan kişilerin zaten bu hobiye ayıracak zamanları kısıtlı oluyor haliyle. Oysa kendi adıma söyleyeyim, öğretici / tutorial hazırlayıp yayınlamak da hobinin kendisi kadar keyifli.
Aaa, bunlar da ne?
Bunlar önümüzdeki günlerde dikmeyi hedeflediğim, hızımı alamayıp 6-7 tane biçtiğim, bir kaç tanesini de bir yandan dikerken bir yandan da keyifle resimleyerek öğretici post hazırlamayı hayal ettiğim, minik elbiseler.
Yalnız hepsi de yazlık olacak, kışa giriyoruz, vaktim kalsa da bir iki tane de kışlık dikebilsem.
Akşamları, iş dönüşü eğer hazırda kesilmiş, biçilmiş bir proje varsa dikiş dikmeye daha kolay konsantre olabiliyorum. Yoksa eğer, yeni bir projeye hafta arası başlamak çok zor.





.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)