19 Mayıs 2012 Cumartesi

Çengelhan, Rahmi Koç Müzesi


Blogumun konusu ile ilgili üretim yapamadan geçen günlerin ardından, kısa bir Samanpazarı gezisi daha... Bu kez iki ergen eşliğindeki kardeş grubumuzla, Rahmi Koç'un Ankara'ya kazandırdığı Çengelhan Rahmi Koç Müzesi'ni gezdik.


Sanayi müzesi olarak adlandırılsa da, hem gerçek hem de model olarak minyatür boyutları ile yakın tarihte dünyanın her yanında kullanılan her türlü objenin bulunduğu müzede, sanayinin yanı sıra günlük hayatta kullanılan eşyalar da sergileniyor... Üstteki resimde görülen İngiliz Bayraklı Kalyon modeli. Aşağıdakiler Rahmi Koç'a ait kişisel bölümde yer alan gerçek boyutlu eşyalar.



Minyatür sevgimden midir, nedir? Çoklukla minyatür fotoğrafı çekmişim. Bu minyatür ev de Çengelhan'ın minik odalarının minik pencere boşluğuna yerleştirilmiş. Han odalarının pencerelerini bilirsiniz.


Son derece davetkar görüntüsüne bir bakın.


Aşağıdakiler: Ankara bağ evi modelleri. En alttaki fotoğrafta, Rahmi Koç'a ait olan Kont Ostrorog Yalısı'nın, Ertuğrul Duru tarafından yapılmış bir modeli var.




Keyifli bir hafta sonu diliyorum. 

16 Mayıs 2012 Çarşamba

yine torba-çantalar


Bu torba-çantaları diktim ama ne yapayım bunları derken çocukluğum aklıma geldi. Niye mi? Şimdi küçük yeğenlere vereyim, alışveriş ya da kırda piknikte kullansınlar diye düşündüm ama şimdiki çocuklar köşedeki bakkaldan ekmek bile almaya gidemiyor iken, meyvelerini dallarından koparıp toplayabilecekleri ya da yiyebilecekleri ağaçlara bunca uzakken, ne işlerine yarar ki bu çantalar. Hoş artık köşelerde de bakkal kalmadı ya...


Benim çocukluğumda....''diye başlayan cümleler kurmaya başlamışsam, eyvah'' ...fikir ve konuşma özgürlüğü verilmese de çocuklara, hareket özgürlüğü neredeyse sınırsızdı. Düşmek, kalkmak, yuvarlanmak serbestti, kimsenin umurunda da değildi. Sahi Ayfer Tunç'un ''Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek'' kitabını okumuş muydunuz? Ne güzel anlatıyor kitapta, 70'li yılları. 


Bir manimiz olmazdı çok kez, anneler çalışmazdı çünkü, ertesi gün işe gitmek yoktu. Ama anneler bakkala da gitmezdi, çocuklar giderdi çoğu kez. Çelişkiye bakın, anneler çalışmazdı ama çocuklar ufak tefek işlere gönderildiği gibi, kız çocuklar da öğrenme bahanesi ile annelere tüm ev işlerinde yardım etmek zorundaydı. Ne şanssız bir kuşakmışız :) 


Resim yapmaya motive etmek için kendimi, yıllardır bodrumda bekleyen şövalemi çıkardım yukarıya. Boyalarım da kurumuş mudur, kimbilir? Şövale garibanı şimdilik çantalara askı görevini ifa ediyor. 

12 Mayıs 2012 Cumartesi

nişan yastığı


İki yıl önce, yeğenimin nişanı için yastık yapmıştım. O zamana kadar da böyle bir şeyin varlığından haberim yoktu doğrusu. Kardeşimin tarif ve yardımı ile dikmiştik.


Şimdi o kadar çok çeşitli nişan yastığı görüyorum ki... Yine de sade olanları daha çok seviyorum.


Bu aralar kot kumaşı ortadan kaldırma azmi ile küçük çantalar dikiyorum. Taktım yani.


İçte bir cep ve astar biye. Başka ayrıntısı yok.


Mutlu bir hafta sonu olsun, herkes için...

8 Mayıs 2012 Salı

az çoktur


En basitinden, dikmesi en kolayından bir çanta...


Kalın jean kumaş dolapta kalmıştı, bu şekilde değerlendirmeyi düşünüyorum. 


Söyleyecek pek bir şey yok.


İç kısımda iki yönde de birer cep var.


''Less is more'' (az çoktur) : Kimine göre Robert Browning tarafından söylenmiş ancak mimari olarak Ludwig Mies van der Rohe tarafından ortaya atılarak ünlenen, minimalizmin mottosu haline gelmiş  söz.   (Belki bilmeyen vardır diye) 

5 Mayıs 2012 Cumartesi

eflatun


Her ne kadar teknolojisi kıt olsa da en azından doğru ışıkta doğru rengi yansıtabilen fotoğraf makinem bu kez leylak rengini anlayamadı ve korkarım ki bildiğimiz eflatun rengindeki elbise size mavi görünecek. Vardır bir sebebi ama benim fotoğrafçılık bilgim de fazlasıyla kıt.


Bu ayki Burda dergisinde görmüşsünüzdür, aynı kalıplarla dikilen çocuk elbiselerini. (Elimdeki eski dergilere bakıyorum da, bir zamanlar ne kadar değişik modeller varmış tek bir dergide) İşte bu derginin 148 numaralı modelini diktim. 


Aslında bizim minik yeğenlerin her ikisine de aynı kumaşla biçtim ama büyük olanı diktikten sonra diğeri için biraz beklemeye karar verdim. Bu elbiseyi çok kolay dikeceğimi ummuştum, yanılmışım. Bunda Burda dergisinde bu model için önerilen ince ve sert kumaş yerine çok ince ve yumuşacık bir kumaş kullanmamın etkisi de vardır herhalde. 


Dikerken makinenin de zorlandığını görünce, iç elbise olarak dikmek için hazırladığım müslinle etek kısmına astar geçirip ucuna dantel ekledim.


 Dikecek olan varsa, dergideki açıklamaların benim için yeterli olmadığını söyleyebilirim. Anladığım kadarıyla 145 ve 148 numaralı modelin arkası tamamen açık ve ensede tek düğme ile tutturuluyor. Ben kapalı yaptım.


İyi tatiller, keyifli dikişler dilerim herkese.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...